.

 

Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv          Rss Listesi
 

GEL EY MUHAMMED MİRAÇTAN İNER GİBİ GEL - Erbaa Gazetesi - Erbaa'nın Özgür Sesi |
   
 

Tekin ÖZGÜL ¬

Tekin ÖZGÜL

 GEL EY MUHAMMED MİRAÇTAN İNER GİBİ GEL

GEL EY MUHAMMED MİRAÇTAN İNER GİBİ GEL
 Yazı Boyutu

 Tarih : 17.04.2013 - 22:56:05 


Dünya zindan misali kapkaranlık, insanlık zulüm ve cehalet içindeydi. Güçlünün hâkim olduğu, mazlumun mağdur olduğu bir toplum yapısı adeta kurtarıcısını bekliyordu. Peygamberimiz inançsızlığın, ahlaksızlığın, zulmün ve cehaletin insanlığı kapladığı böyle bir zamanda, karanlıkları aydınlatan bir ışık, insanlık için bir hidayet meşalesi olarak dünyaya geldi. O’nun teşrifiyle dünya başka bir dünya olurken insanlık da şeref kazandı. Aylardan Nisan ayı başka güzel oldu. O’nun doğuşuyla âleme rahmet ve bereket doldu. Geceler ve gündüzler rengârenk çiçekler açtı. Sözler ve sohbetler O’nun gelişiyle anlam kazandı ve güzelleşti. O’nun cesaretiyle zulüm ve cehalet, yerini adalet, merhamet ve ilme bıraktı.


Cenab-ı Allah hadisi kutsisinde şöyle buyuruyor. “ Ey Habibim Muhammed sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım.” görülüyor ki O âlemlere rahmet olarak gönderildi. Öyle ki değeri kıymeti her şeyin üstünde olan efendimiz. İnsanlığın onuru, haysiyeti olmuştur. Ona olan sevgi, saygı bütün değerlerin üzerinde olmuştur. İnsanlık tarihinde peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) kadar sevilen bir başka insan yaşamamıştır. Aynı zamanda tarih boyunca aziz milletimiz de nebiler sultanı Hz. Muhammed s.a.v. ile derin bir iletişim kurmuş, O’na olan sevgisini her alanda göstermiştir. Milletimiz içinde Muhammed (s.a.v.)’ın olmadığı sevgide hayrın olmadığı inancını taşır. Nitekim II. Mahmut’un Zevcesi ve Abdulmecid’in annesi bu sevgiyi şu mısralarla ifade etmiştir. “Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl, Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl?” Tarihimizde ve günümüzde Memleketimizin her köşesinde, okumuşunda okumamışında, gencinde yaşlısında, kadınında erkeğinde Allah Resulünün sevgisinin bir tezahürünü görmek mümkündür. Onu kendi hayatlarına düşüncelerine kültürlerine, davranışlarına ve çevrelerine yansıtmışlardır. Ona olan sevgi ve muhabbet örneklerine bakıldığında tamamen Türk kültürünün kendine has bir yansıması olarak görülür. Âlemlerin efendisi peygamberimizin ismi anıldığında gösterilen saygı, O’na getirilen salâvat, “Aleyhisselam”, “Aleyhissalatü ve’s-Selâm” “Sallallahü aleyhi ve sellem”, denmesi gibi hususlar, toplumumuzla bütünleşmiş davranışlardır. Bizim peygamberimize okuduğumuz salât-ü selâmlarımız, aynı zamanda, peygambere bağlılık yeminidir. Ona olan sevginin ve bağlılığın bir başka nişanesi olarak Peygamberimizin eşlerinin ve kızlarının isimlerinin kız çocuklarına verilmesi de bu güzelliğin bir başka yönüdür. Emine, Hatice, Ayşe, Fatma, Zeynep, Rukiye, Gülsüm gibi isimler bunlardan bir kaçıdır. Bunlardan belki de daha önemlisi “Gül”ün Anadolu kültüründe bambaşka bir yerinin olmasıdır. Gül motifi, bizzat Peygamberimizi simgelemekte ve isimlere (özellikle kızlar) ve soy isimlere, önünde veya sonunda Gül ismi ekli olan çeşitli isimler verilmektedir. Gül, peygamberimizin sembolüdür. Aşık Yunus; “Gül Muhammed teridir” dememiş mi? Bilindiği gibi, yüce dinimiz, vatan, hürriyet, cihat ve şehitlik gibi konulara önem vermektedir. Bunları korumak için çalışan, gazadan gazaya koşan ve cihat eden bir milletin ordusunun fertlerine, adeta, Hz. Muhammed (s.a.v) gözüyle bakılmasından dolayı, “küçük ve sevimli Muhammed” manasına gelen “Mehmetçik” ismi verilmiştir. Tarih boyunca devlet adamlarından âlimlere, şairlerden mutasavvıflara, müelliflerden sanatkârlara kadar her kesimden insanımız, ona içli duygularla örülü sevgilerini daima ifade etmişler ve bunu nesilden nesile aktarmışlardır. Bunlardan en dikkat çekeni de Süleyman Çelebi hazretlerinin Vesîlet-ün-Necât isimli mevlid-i şerif kasidesidir. Öyle ki bugün Türk-İslam kültüründe yerleşmiş bir Mevlit geleneği vardır. Mevlid - i şerifte Süleyman Çelebi Efendimizin doğumunu Hz Âmine annemizin ağzından anlatmıştır. Ayrıca yüzyıllardır insanlık Allah’a mevlitle yakarmış ve efendimize mevlidi şerifle seslenmiştir. Yüzyıllardır okunan ve yıllardır dinleye dinleye ezberlediğimiz mevlidi şerif-in velâdet (Peygamberimizin doğumu) bölümünü günümüz Türkçesine çevirerek Süleyman Çelebi’nin ağzından bir daha efendimizin doğumunu kutlu doğum haftası münasebetiyle sizlerle paylaşmak istedim. Âmine hatun Muhammed annesi Ol sedeften doğdu ol dür danesi (Saf, pâk ve sedef gibi temiz bir kadın olan, Âmine hatundan, inci tanesi gibi çok değerli bir bebek "Muhammed" doğdu.) Çünkü Abdullah'dan oldu hâmile Vakt erişdi hefte vü eyyam ile (Âmine hatun Abdullah’tan hamile kaldıktan sonra, haftalar ve günler tamamlanarak doğum vakti geldi.) Hem Muhammed gelmesi oldu yakîn Çok alametler belirdi gelmedin (Doğum yaklaştıkça birçok belirtiler, alâmetler görülmeğe başladı) Ol Rebiul evvel ayı nicesi On ikinci gice isneyn gecesi (Rebîûl evvel ayının ortalarına doğru, onikinci pazartesi gecesiydi.) Ol gice kim doğdu ol hayrûl beşer Annesi anda neler gördü neler (İnsanların en hayırlısı o gece doğarken, Annesi neler, ne fevkalâde şeyler gördü.) Dedi gördüm ol Habibin ânesi Bir acep nur kim güneş pervanesi (O sevgili bebeğin annesi, "bir ışık gördüm ki güneş onun etrafında dönüyordu" dedi.) Berk urup çıktı evimden nagehan Göklere dek nur ile doldu cihan (O ışık, şimşek gibi çakarak evimden yükselip dışarıya çıktı. Göklere kadar her yer ışıkla, nûr ile doldu) Gökler açıldı ve feth oldu zulem Üç melek gördüm elinde üç alem (Gökler açıldı ve karanlıklar yok oldu. Elinde bayrakları olan üç melek gördüm.) Biri meşrık biri mağribde anın Biri damında dikildi Kâ'benin (Meleklerden biri doğuda, diğeri batıda, diğeri de Kâ'benin damında dikiliyordu) Bildim anlardan kim ol halkın yeği Kim yakin oldu cihana gelmeği (Meleklerin hallerinden, gelişlerinden anladım ki, o halkın en üstününün dünyaya gelmesi yakınlaştı) Bildim anlardan ki ol halkın beyi Kim yakın oldu cihanâ gelmeyi (Meleklerin hallerinden, gelişlerinden anladım ki, o halkın en efendisinin dünyaya gelmesi yakınlaştı) İndiler gökten melekler saf ü saf Kâbe gibi kıldılar evim tavaf (Gökten bölük bölük, sıra sıra melekler indiler. Kâ'be'yi tavaf eder gibi evimi tavaf ettiler. Etrafında döndüler.) Kâ'be savt etdi o demde nâgehan Dedi doğdu bu gice şems-i cihan (Kâ'be ansızın dile gelerek, bu gece cihanın güneşi doğdu diye seslendi.) Geldi hûriler bölük bölük buğur Yüzleri nurundan evim doldu nur (Bundan sonra hûrîler kısım kısım geldiler. Hûrîler'in yüzlerinin nûrundan evim, odam aydınlandı) Hem hava üzre döşendi bir döşek Adı Sündüs, döşeyen anı melek (Melek sündüs adlı bir döşeği havaya serdi. Döşedi) Çün göründü bana bu işler ayân Hayret içre kalmış idim ben hemân (Apaçık bir şekilde gördüğüm bu işler karşısında hayretler içinde kalmıştım) Yarılıp çıktı divardan nagehan Geldi üç huri banâ oldu ayan (Odamın duvarının ansızın yarıldığını ve içeriye üç hurinin geldiğini gördüm..) Bazıları derler ki ol üç dilberin Asiyeydi biri ol mah-peykerin (Bazıları derler ki o üç dilberden biri, ay gibi parlak yüzlü Âsiye’ydi. (Firavunun karısı Hz. Âsiye) Biri Meryem hatun idi aşikâr Birisi hem hûrilerden bir nigâr (Birisinin Meryem hâtûn olduğu apaçık belliydi. Diğeri de hûrilerden, güzel bir hûri idi.) Geldiler lutf ile ol üç mehcebin Verdiler bana selam ol dem hemin (O ay yüzlü üç misafirim lütfedip geldiler ve bana hemen selâm verdiler) Çevre yanıma gelip oturdular Mustafayı birbirine muştular (Etrafıma gelip oturdular ve Mustafa'yı birbirlerine müjdelediler) Dediler oğlun gibi hiç bir oğul Yaradılalı cihan gelmiş değil (Dediler ki, cihan yaratılalı beri bu çocuk gibi hiçbir çocuk dünyaya gelmiş değildir) Bu senin oğlun gibi kadri cemil Bir anâya vermemiştir ol Celil (Bu senin oğlun gibi güzel, değerli ve itibarlı bir çocuğu. O büyük, Ulu Allah'ım hiçbir anneye vermemiştir.) Ulu devlet buldun ey dildare sen Doğuserdir senden ol hulki hasen (Ey sevgili hanım, sen çok büyük, ulu bir devlet buldun. Senden "dünyaya iyi ahlâk ve güzellikleri getirecek" evlât doğmaktadır.) Bu gelen ilm-i ledün sultanıdır Bu gelen tehvid-i irfan kânıdır (Bu doğan çocuk, Allah'ın izni ile gizli olan şeyleri açarak gösteren, Allah'ın sırlarını öğretebilenlerin sultanıdır. Bu çocuk ilim sahiplerini tevhid akidesine götürenlerin esas kaynağıdır. İrfan cevheri ile tevhidi öğretecektir.) Bu gelen aşkina devreyler felek Yüzüne müştakdürür ins ü melek (Dünyalar, güneşler, yıldızlar ve galaksiler bu gelen aşkına dönmektedirler. İnsanlar ve melekler onun yüzünü görmek arzusundadırlar.) Bu gice ol gicedir kim, ol şerif Nur ile alemleri eyler latif (Bu gece o kadar şerefli bir gecedir ki, onun nuruyla âlemler daha nâzik olurlar.) Bu gice dünyayı ol cennet kılar Bu gice eşyaya Hak rahmet kılar (Bu gece Allah cc her şeye rahmet nazarıyla bakar, dünyayı cennet gibi yapar) Bu gice şâdân olur erbâb- dil Bu giceye can verir eshab-ı dil (Bu gece gönül erbapları sevinirler. Bu geceyi gönül sahipleri ihya ederler. Boş geçirmezler) Rahmeten lil'alemindir mustafa Hem şefiu'l-muznibindir Mustafa (Mustafa âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Hem de günahkâr Müslümanların da şefaatçisidir.) Vasfını bu resme tertib etdiler Ol mübarek nuru tergib ettiler (Doğan çocuğun özelliklerini bu şekilde sıralayarak anlattılar. O mübarek nûru böylece rağbetlendirdiler, değerlendirdiler) Amine eder çü vakt oldu tamam Kim vücuda gele ol hayrül enam (Âmine insanların en hayırlısı'nın doğum vaktinin geldiğini anladığını söylüyor ve,) Susadım gayet hararetten kati Sundular bir cam dolusu şerbeti (Doğum sırasında, ateşinin yükselmesinden dolayı çok susadığını, ve kendisine bir bardak dolusu şerbet sunulduğunu söylüyor.) Şerbeti karşımda tutdu hûriler Bunu sana verdi Allah dediler (Şerbeti önüme getiren cennet kızları, "bunu sana Allah verdi" dediler) Kardan ak idi ve hem soğuk idi Lezzeti dahi şekerde yok idi (Bu şerbet kardan beyaz, soğuk ve çok lezzetli idi. Şekerden de lezzetliydi.) İçtim anı oldu cismim nura gark Edemedim kendimi nurdan fark (Şerbeti içince vücudum ışık gibi oldu. Öyle ki kendimi ışıktan ayırt edemiyordum.) Geldi bir ak kuş kanâdiyle revan Arkamı sıvadı kuvvetle heman (Bir beyaz kuşkanatlarını yavaş yavaş çırparak uçup yanıma geldi. Hemen, gelir gelmez sırtımı) Doğdu ol saatte ol sultan-ı din Nura gark oldu semavat ü zemin (O anda doğum gerçekleşti. Dînin sultanı doğdu. Yer ve gökler nûrla, ışıkla doldu, aydınlandı.) Sallû Aleyhi ve Sellimû teslîmâ Hattâ tenâlû cenneten ve naîmâ Yazıma bayrak şairimiz üstat Arif Nihat Asya’nın dizeleriyle son vermek istiyorum. Gel ey Muhammed Bahardır. Dudaklarımız ardında saklı Âminlerimiz vardır. Hacdan döner gibi gel…. Mi’racdan iner gibi gel…. Bekliyoruz yıllardır…..


 
1 2 3 4 5   Puan Yok  
 Kaynak :  Tekin ÖZGÜL

 Kategori  Kültür / Sanat

 
 
 

 

 Duyuru
 Köşe Yazıları

Celalettin ÇETİNKAYA

Celalettin ÇETİNKAYA ¬
Yazı Eklenmemiş

Osman BAŞ

Osman BAŞ ¬
NACİ ALAN’I UĞURLADIK…

S. Barış KÖKSAL

S. Barış KÖKSAL ¬
ANLAMAK, ANLAMAMAK; ANLAMADIĞINI ANLAMAK

Tekin ÖZGÜL

Tekin ÖZGÜL ¬
OSMANLICA, KÜLTÜR VE TARİH

Osman KAZANCI

Osman KAZANCI ¬
Yazı Eklenmemiş

Reşit KARADENİZ

Reşit KARADENİZ ¬
EDEN BULUR.

Yusuf AKBULUT

Yusuf AKBULUT ¬
Yazı Eklenmemiş

Emin ARIKAN

Emin ARIKAN ¬
STRESÖRLER VE PANİK DURUMLARI

Tolgahan Özkan

Tolgahan Özkan ¬
Yazı Eklenmemiş
 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Haber Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Haber Eklenmedi.
Bu Ay içinde Haber Eklenmedi.
 
 Takvim

Aralık 2014

Pts Sal Çrş Prş Cum Cts Pzr
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 2
 Bugün : 119
 Dün : 104
 Toplam : 161709
 Ip No : 54.166.39.179
     

 
 Son Haberler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Popüler Haberler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 2.3221 2.3263
  Euro 1.9406 1.9534
 
 Hava Durumu



 
 Reklam



PageRank Checker



 
 

   © Copyright - 2009- Erbaa Gazetesi - Erbaa'nın Özgür Sesi | - Tüm Hakları Saklıdır.  Yönetim Giriş

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.